11 Aralık 2010 Cumartesi

bêrî

vazgeçmeyi bilir misin? mesela ben bilmem.

ben odamın perdelerini üç gün açmadım. kendimi açtım ama. hani bir insan ne kadar olabilirse teslim,tam olarak onun kadarcasına.

bazen yaptığın birçok şeyin hiçbir amacı olmaz. tercih değil ki bu, öğütmek kendini. koymak teraziye, üstte kalan kefe'nin canına okumak sonra.

yapacak çok işim var. bir kısmını hallettim. artık kalbim hızlı hızlı çarpmıyor uyandığımda. sokaklardan geçerken bir tek ve hep aynı kokuyu duymuyorum. şunun ağzı, bunun gözü, bunun da sesi aynı, aynı işte demiyorum mesela. nefret dediğimiz şey hasretle karışınca ortaya ceset çıkıyor.

hayat sanat filmi tadında. görüntüler ne kadar bulanık olursa o kadar iyi ve ne kadar sıkılırsak o kadar güzelleşeceğiz. giden bir geminin arkasından el sallayamadım. gücüm yoktu. devran kimdir? kudreti nedir? cesareti nedir? neler yapabilir, nerelere ulaşabilir? ulaşamaz ya hiçbir yere, ya orası nedir?

şehirlerarası otobüslerde halüsinasyonlar gördüm. indiğinde hep bi soruşturma. bazen gözüm görmüyor, bazı tutmuyor elim. koy deseler özleminin adını ne koyarsın?

penrece açılıyor bazı, bu sokak o eski kolera mıdır? yahu gülme, ağla sevdam yazalı ne kadar oldu, bütün biriktirdiğimiz günlerin köpüğü mü el-insaf? söylesene ibrahim, gönlümü put sanıp da kıran kim?

sözcükler acını dindirmeyecek. ne olursa olsun bir elin silaha, bir elin güle gidecek, bu böyle gidecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder